Türkiye’de Hayalleri Olan İnsanların Sonu

Hayallerin Sonu Hüsran mı Zafer mi?

Bu  zamanlarda çok yol gösteren var. Nasihatçılar da epey çoğaldı.Nüfusumuz arttıkça başarısızlık oranı da artıyor.E böyle durumlarda nasihatçılar da çoğalıyor çünkü bizde geçtik o yollardan masalı fazlalaşıyor. “Herkesin bir hayali vardı üniversiteye gidicem şunları yapıcam bunları başaracağım gibi ve benim de  çok büyük hayallerim var demiştim sonra burnum yere bir sürttü bir sürttü gerçeklerin farkına vardım” diyen milyonlarca nasihatçılar var.

“Aklın dank eder ama o zaman da geç olur” diyenlerde. Sürekli yönlendirme çabası içinde bulunanlarda var. Ben onların zaman içerisinde egonun kurbanı olup millet yanılgısına düştüklerine inanıyorum. Gerçekten başaranların bunları hiç takmadığını böyle şeyler söylemediğini gördüm.

“Milyonda bir çıkar o insanlar” diyen aptallara inat yüzbinlerde bir çıkıp başaracağız. Emin olun  sizde bunları araştırınca göreceksiniz durumların böyle olmadığını gerçek diye kabul ettikleri şeylerin aslında saçmalıkları kabullenmiş toplum olan millet lafları olduğunu görebilirsiniz.

Sonuna kadar gidenlerin başardığını, birçok kişi şöyle diyor:

” hayat elbette para unvan değil ama üniversite okuyunca üst mevkilerde olmak mı önemli yoksa işte kendi istediğin düşük şeylermi önemli elbette kendi sevdiğin işi yap ama ama ….. “  amalarla fakatlarla içindeki egoyu durduramayıp sadece laflarıyla egosunu durdurmaya çalışan insanlardır bu kişiler. Hatta buna şuan sizde dahil olabilirsiniz ama değişmek önemlidir.

Bu tür kişiler bazı işleri küçümserler ve düşük sannederler aslında bu arasıra hayatınızın sınırlarında yaşamaktır.”Bir kız yada erkek seni alacağı zaman mevkiine bakar”. Sözleri de eklenince durum tadından yenmez olur.

Elbette beni seven böyle sevsin diyemeyiz.Bazı büyük yanlışları, kendimizi biraz değiştirmeliyiz. Birçok başaramayan kişi gördüğümde  hep şu sözler hayatlarında rol oynuyor “bizde o yollardan geçtik bizimde bir süre sonra kafamıza dank etti ve aydınlandık, birgün burnun yere sürtecek birgün şöyle olacak birgün böyle olacak” derken derken hayatlarını sadece var ediyorlar.

Bir insan düşünün  hayatının başı 17 yaşında büyük hayalleri için yola çıkıyor ve 21 yaşına geliyor. Kafasına dank ediyor. Peki bu dank denilen şeyi kim buldu yada dank ettirenler kim? yine bu sorunun cevabı millet oluyor. Birçok soruyu kendimize sorduğumuzda yanıtı millet yada herkes olarak alıyorsak gittiğimiz yolu bir kez daha sorgulamalıyız.

Hayallerini bıraktırıp dank ettiriyorlar ve aydınlandığınıza inandırıyorlar

 Böyle ahmaklara hayatınızda fırsat vermeyin. Kimsenin hayallerinize karışmasına göz yummayın, hevesinizi kırdırtmayın.Eğer izin verirseniz kafanıza dank darbesini vurmaktan geri kalmayacaktır millet yada herkes.

Akan su potansiyeldir.

Ben insanların potansiyellerini akarsuya benzetiyorum.Su yolunu bulacak ve akacaktır.Ama yoooo! Türkiye’de insanlar ısrarla bu akarsuya yön verme derdindeler. Böylece suyun dolduracağı göleti, havzayı boş bırakıp, kurumasına ışık tutuyorlar. Çoğu bilinen mesleğin niye iş garantisi yok ya da iş bulmak çok zor işte tam da bu yüzden.

Önemli olan en çetin koşullarda, en dipte olduğun zaman bırakmamak

 Zaten girişimcileri girişimci yapan en önemli etkenlerden biri de budur.

Birçok kişi bana şöyle dedi herkes sizler gibi olmak zorunda değil de bilmem neler neler

Ben onlara şunu söylüyorum peki niye üni. Bitirip yetinmeyip uzmanlık yada yüksek lisans yapıp ki bu insanlara yardım etmek için değilse egodur, peki bunlara neden zorunlusunuz yada en eskilere inelim eskiden sertifika yoktu. İlk hocalar neye göre belirleniyordu. Ben size söyleyeyim sonuçlara göre, bizimde sertifikamız yok ama işimizin sonuçları bizim sertifikalarımızdır.

Hatta ilk üniversite hocası kimdir yada sertifikası varmıydı? yoktu çünkü sonuçları vardı.Yani hayatta bir şeyler yapınca insanlar size otomatik olarak unvan takarlar ve sertifika verirler.

Eğer o kişi başarılıysa hoca oluyor başarısızsa hoca olmuyor.Yani demek istediğim “artık bir üniversite bitirmekle iş sahibi olunmuyor” diyenlere cevabım şu

zaten hiç birzaman yetmezdi ki bir insan kendini sürekli geliştirmeli ve çağdaş olmalı. Olay sertifikada değil olay sonuçlarda.

İnsanlara Projenizi Açıklamayın

Sonuçlarınızı alana kadar geçtiğiniz süreçten insanların haberi olmaması sizin için daha iyi olur yoksa diğer yollarla başarısızlığa çekecek insan çoktur.

Aslında üniversite okuyup ta iş sahibi olmak beklide kazanç yollarının en kolaylarından bir tanesi.

yılmadan çalışmanın, güçlü ve dik durmanın getireceği yararlar bizi daha iyi yere konumlandıracaktır.İnandıkça ve gerekli eforu sarfettikçe başarmak yakında.

İnzivaya çekilin

Sürekli ortada sürekli dışarıda ve sürekli popüler olma endişesi veya sürekli göz önünde bulunmak iyi değildir. Bu hem insanın kendisine zarar verir hem de çevresine zarar verir.Bana göre bir insan belirli zamanlarda inzivaya çekilmeli yani arkadaşlarından ayrı durmalı ve kendini geriye çekerek olayları izlemelidir.

Bu inziva sürecinde de yanlış giden bazı şeyleri görebilir ve düzeltebilir.Kısa süreli yalnızlığa bürünmek sizin gittiğiniz bir kafede yalnız oturmanız, sokakta gezerken yalnız dolaşmanız demektir.

Kendi olayımı sizlere açıklamak istiyorum.Ben genellikle arkadaşsız yapamayan yada yalnız dolaşmaktan çekinen biriydim.Birgün biraz sakin olmak ve sosyal medyadaki gösterişlerden uzak durma fikri aklıma geldi.Bütün arkadaşlarımdan soğudum.İnziva sürecinde arkadaşlarımı azalttım ve gerçek dostlarımı seçtim.

Dostlarımı seçerken ise kim beni denetliyor, dostum haricinde başka insanlara yanlış yaptığım zaman dostum bana tavır alıyor mu(alıyor ise güvenli bir kişidir) sorularını sorarak gerçek dostlarımı seçtim.

Samimi arkadaşlarımı çevremde şekillendirdikten sonra birçok kişi ile aramız bozuldu.Bu benim için daha büyük işlere daha büyük insanlarla adım atmamı sasğladı.Demek istediğim az ve öz arkadaşlarınız çevrenizde olsun.Her neyse inziva süreci hayatı görmemi, resme geriden bakınca neyin ne olduğu anlamamı sağladı.

Kendi gücümü keşfettim.

Çoğu işimi tek başına yapabildiğimi anladım.Çünkü gittiğiniz kafede yada herkes arkadaşı ile gelen bir ortamda yalnız bulunmak ilk başlarda sizi ne kadar ezik  bir kişi gibi gösterse de aslında daha güçlü olduğunuzun bir kanıtıdır.

Ama…..

Sürekli yalnız olmak bir hastalıktır. Bu dünyada yaşıyorsak bütün insanlardan kaçmamız söz konusu değildir. İnziva sürecinde dikkat edeceğiniz en önemli anlardan biri kenidinizin başkalarına ihtiyaç duymadığını ve gücünüzü keşfettiğiniz an da sürekli yalnızlığa bürünmemenizdir.Eğer hiç arkadaşım kalmadı derseniz, yeni arkadaşlar edinin mesela sokağa çıkın ve size uygun gelen bir kişinin yanına gidin sonra da isteğinizi belirtin veya en güzeli bir konu açın, arkadaş olun.

Hayalleriniz Başarızlıkla Sonuçlandıysa…

Bu konuda iki tür acı vardır.

-pişmanlık acısı

-olay acısı

Pişmanlık acısı aslında en kötü, sert acılardan biridir.Birşeyin içinizde ukte kalması kadar kötü bir şey yoktur beklide.Bu acı genellikle herkes yanılgısına düşenlerin çektiği bir acıdır çünkü hertaraftan laflar üzerinize gelir ve yapmayı istediğiniz işten sizi vazgeçirir.Bu olay ilk bakıldığında mantıklı bir seçim gibi görünür.Hatayı bu noktada yaparız.Sizlere tavsiyem hertürlü acı çekin ama pişmanlık acısı çekmeyin!

Olay acısı da gerçekleşen bir olay üzerine başarısızlığa uğrayan sonuçtur.Hayatımızın her alanında karşılaşacağımız bu tür acılara nerdeyse alışığız.

Millet bir şey yapıyor ben tersini yapıyorum

Zaten bu düşünce değimlidir insanı insanlıktan çıkaran, kendi hayatını yaşayamamasına sebep olan.Bu düşünceyi üniversite tercihi konusuyla yorumlayacak olursak, herkes yanılgısına düşeriz.Önemli olan kendi sevdiğimiz mesleği yapmamızdır.Doktorluğa gidecek puanınız var iken sizin mühendisliği yada mimarlığı seçmenizi insanlar ilginç karşılar.Size aptal gözüyle bakarlar ama bu noktada yanıldıklarını sanırım bu dünyada anlamayacaklardır.

Herkesin gittiği yol da yol olsa

Millet ne yapıyorsa ilk önce tersini yapmayı ve bunun sonuçlarını düşünün bu sizin onlardan her zaman 1 adım önde götürecektir.Bazen bu birkaç yıl da olabilir sizi o kişilerden gerideymiş gibi göstersede yaptığınız işin ruhunu hissediyorsanız ve kutsallığını biliyorsanız bu geride gözükme meselesi insanların egosudur.Çünkü ego onlar 2 adım gerideyken, 1 adım önde olduklarına ikna eder.

Büyüklerimin dediği gibi yapmıyorum

Şuana kadar büyüklerimizin her dediğini yapanlara ne oldu.Onları gözlemlediğiniz takdir de sıradan ve sadece yüksek maaş alıp rahat yaşamak için çalıştıklarını göreceksiniz.Biz yüksek gelirle hayatı sınırlarımızda yaşamayı istiyoruz.Büyüklerimizin nasihatlerini yine de dinlemeliyiz sonra sorgulayıp yapacağımıza karar vermeliyiz.

Millet Hapishanesi

Çevreniz de gördüğünüz insanların %99,9’u hükümlüdür.Hükmü koyanlarda yine kendileridir.Kendi yaşamlarını akışına bırakmayıp herkes hapishanesinde çürümeye mahkum olurlar.Seçimlerinizin sonucunda millet ne der kaygısı sizi bu hapishane yolunu buldurur.Mesela kendi dönemimden örnek verecek olursam.

Ebeveynlerimizin yüzünün kara çıkmasını istemeyiz.Sevdiğimiz mesleği değil de insanların gözünde büyük olan mesleği seçeriz.

https://smallseotools.com/view-report/be565d693340552fa95514786abdc3f4

Cevap bırakın