KUŞAK ÇATIŞMASI

Kuşak çatışması-Farklılıkları

Kuşak nedir? Kuşak çatışması,  Kuşak çatışmasının nedenleri, Kuşak farklılıkları, Kuşak çeşitleri ( X kuşağı, Y kuşağı, Z kuşağı),  genç nesil ve aile içi çatışmalar, gelişen teknoloji ve birey, Aile içi iletişim, Kuşak çatışmasını nasıl güzel karşılarız? Kuşak çatışmasına çözüm gibi konuları sizin için araştırdık ve elde ettiğimiz bilgileri derledik. Umuyorum ki bu yazımızla ebeveynlere ve genç nesile bir nebzede olsa yardımcı olabiliriz. O zaman ufaktan başlayalım…

Günümüz de neredeyse her ailenin karşılaştığı bir durum olarak karşımıza çıkan kuşak çatışması son zamanlarda daha sık yaşanmakta. Bu çatışmalar hem aile içi ilişkileri, hem çocukların çevredeki ilişkilerini, hayata atılmalarını hem de ebeveynlerin iş hayatlarını maalesef ki olumsuz etkilemekte.

 Bence bu sorunun altında yatan en büyük sebep   iletişimde ki bazı eksiklikler ve yanlış algılardan kaynaklanıyor. “Ne gibi yanlışlar?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Biraz kafanız karıştı sanırım. Çünkü yapboz parçalarını iyice dağıtmak istedim. Burada ki amacım ebeveynleri ve gençleri bu konu hakkında biraz sorgulamaya teşvik etmek. GERÇEKTEN üstünde durulması gereken önemli bir konu! Lütfen es geçmeyin.

Yapboz parçalarını yavaş yavaş toparlayalım. Ne dersiniz? J

KUŞAK ÇATIŞMASI

Kuşak çatışmasından, sanırım herkes bu dertten yakınıyor. Ebeveynlere göre gençler teknoloji bağımlısı ve saygısız, gençlere göre ise onlar eski  kafalı ve anlayışsız. Temelinde yatan sorun da tam olarak bu! Birbirlerini dinlemeden kesin hüküm koymak.

Ebeveynlerin  %80 i çocuklarının iyiliğini düşündüklerini ve hata yapıp risk almalarını istemediklerini dile getiriyor. Gençler ise bu durumu baskı altında yaşamak diye nitelendiriyor.

Günümüz de teknoloji gelişiyor ve hızına hız katarak ilerliyor. Çoğu  ebeveyn de bu hıza ayak uyduramamakta. Bu yüzden de kuşak çatışması ortaya çıkıyor. Gençlerin bu gelişen teknolojiyi  hızlı derece de kavramaları ve ona göre bir şeyler tasarlamaları aileleri tedirgin etmekte. Onlara öğretilen  ve benimsetilen teknolojinin, internetin zararlı ve zaman kaybı olarak gösterilmesidir. Haliyle çocuklarının bu tür işlere girişmelerini tehlikeli bulmaktadırlar.

İletişimdeki bazı yanlış algılardan, iletişim de aksaklıklardan bahsettik söz ettik. Gelin isterseniz o yanlış algıların temeli neymiş, gençler ve aile neden zıt düşüyorlar bir öğrenelim.

Bu yüzden size X, Y, Z kuşaklarından bahsetmek istiyorum.

kuşak çeşitleriyle çatışmanın sorununu çözebiliriz

X KUŞAĞI

X kuşağı bireyleri 1965-1979 yılları arasında doğan kesimi kapsamaktadır. Yani anne ve babamızın doğduğu yıllar. Bu kuşağın en belirgin özelliklerini sıralayacak olursak;

  • Sadakat duygularının durumdan duruma değişiklik göstermesi
  • Kanaatkar,
  • İş motivasyonları yüksek,
  • Topluma duyarlı,
  • Aidiyet duygusu,
  • Kaygılı,
  • Otoriteye bağlı,
  • Sert politik çıkışları,
  • Daha çok tramvatik bir kuşak. ( bu dönemde petrol krizinin yaşanması gibi)
  • Ve genellikle, “var olmak” için çalışıyorlar.

Bakacak olursak bu dönemdeki insanlar gerek siyasal gerek ekonomik olarak  gerçekten ağır bir dönem geçirmişler diyebiliriz.

Y KUŞAĞI – İNDİGO KUŞAĞI

Y kuşağı bireyleri 1980-2000 yılları arasında doğan kesimi kapsamaktadır. ( 2019 yılı için 39-19 yaş aralığı ). Bu kuşağın genel özellikleri ise şöyledir:

  • Eski yönetim şekillerine karşıdırlar,
  • Özgürlükçü,
  • Farklı kültürlere çok çabuk ayak uydurabilirler,
  • Evrensel düşünürler,
  • Bencil olarak nitelendirilseler de dünyaya faydalı olmak için çalışıyorlar ( dünya vatandaşı olma )
  • X kuşağı bireylerine göre çevreye daha duyarlı,
  • Eğitim seviyeleri yüksektir,
  • SORGULAYICI,
  • Yaratıcıdırlar,
  • Girişimciliğe meğilli kişiler,
  • Bir kısmı CEO’ dur,

Z KUŞAĞI – KRİSTAL ÇOCUKLAR

Ve son olarak bizler, kristal çocuklar!

Ailemizle iletişimde zorlandığımız aşikar. E ne yapalım onların yaşadıkları çağ ile bizim çağımız arasında dağlar kadar fark var neredeyse. En başta olanı ise TEKNOLOJİ! Başlı başına bir ayrım belki de. Bakalım bizim belirgin özelliklerimiz nelermiş:

  • ÖGÜRLÜKÇÜ,
  • Bağımsızlığa önem verir,
  • Ne istedikleri konusunda kendilerinden emindirler,
  • Özgüvenleri yüksek,
  • Bilgiye ve değişime açık,
  • Psikolojik ve zihinsel açıdan hızlı gelişim gösterirler,
  • İletişim kurmak için sosyal mecraları tercih ederler,
  • Toplum kurallarını kabul etmedikleri için aileleri ile sık sık çatışmaya girmektedirler,
  • Dünün gözde mesleklerinin ilgilerini çektikleri söylenemez,
  • Baskı altında çalışmayı sevmezler,
  • Topluluktan çok bireyselliğe önem verirler,
  • Geçim sağlanan işler bu kuşak için günlük sıkılma serüveninden başka hiçbir şey değildir,
  • Teknolojiyle yapamayacakları şey yoktur,
  • İmkansız kelimesi asla ama asla onlar için değildir,
  • Gelişen teknolojiye çok çabuk ayak uydurmaları ve ailelerinin bu konu da geri kalıp onlara yetişememeleri  bu çağın yakındığı en büyük dertlerden biri sanırım.
  • X ve Y kuşağına göre düşünce yapısı olarak çok farklılık göstermekte

Resmen teknolojiyle birçok işimizi halledebiliyoruz. Ailemizin teknolojiye ayak uyduramamayıp onu zararlı  bir şeymiş gibi görmeleri ve bize baskı kurmaları aramızdaki ilişkiye daha da zarar veriyor aslında.

Kısaca kuşakları tanımış olduk.

 Bakınca da kuşak çatışmasının olması gayet normal gibi duruyor. Çünkü başlı başına farklı dönemler. Ailelere göre gençler suçlu, gençlere  göre ise aileler. Günümüze kadar bu kısır döngü böyle devam etmiştir.

Ailelerin ve gençlerin birbirlerine karşı duydukları sevgi ve saygının boyutunu çağların belirlemesi üzücü bir durum.

Aileler gerçekten zor zamanlar geçirmiş, geçim sıkıntısı yaşamış, kimisi aile baskısı görmüş kimisi de değişmekten korkmuş. Yaşadıkları hiç de kolay şeyler değil belki de. Bu durumları atlatamadıkları için çocuklarına baskı kurabiliyorlar ve onların hata yapmalarını istemiyorlar. Onları da anlamak gerekiyor.

Her anne babanın olduğu gibi bizlerin anne babası da bizler için endişeleniyorlar. Geleceğimizi riske atmamamızı, bir meslek sahibi olmamızı istiyorlar. bu endişe duygusunun dozunu ayarlayamadıkları için maalesef gençlerin üzerinde yanlış ve fazla baskı kuruyorlar. Bu baskı da gençleri ailelerine karşı cephe alması ve tehlikeli işlere bulaşmalarına sebep olabiliyor.

Aileler çocuklarının  teknolojiye kendilerini kaptırmamalarını istiyor. Eğer teknolojiyle iç içe olurlarsa onları derslerinden eğitiminden alıkoyacağını düşünüyorlar.

 Bu durumu çocuklarıyla açıkça konuşmadıkları için kesin hüküm koymaya çalışıyorlar. E çocukları da özgürlüklerine düşkün oldukları için bu duruma sert bir şekilde karşı çıkıyorlar (fikir ve düşünce olarak).

Gençler için ise bu durum biraz farklı. Onlara göre ailelerinin, yapacakları teknolojik işlerde kendilerine destek verilmemesi ve engellenmeye çalışılması  tam bir engel ! bu tür durumlarda gençler ailelerinin eski kafalı olduğunu ve kendilerini geliştirmelerini istemediklerini düşünmekte.

Bir sürü fikir üreten ve yeni şeyleri çok çabuk kavrayabilen bir nesil ailelerinin nasıl bir çağda yaşadıklarını algılayamayabiliyorlar ya da anlamak istemiyorlar. Çünkü onlar ailelerinin yaşadıkları bir hayatı yaşamadılar. Aynı  yollardan geçmediler.

Bu söylediklerim sadece gençler için geçerli olan bir durum değil. Ailelerde çocuklarının psikolojisini ve arkadaş çevrelerini kabullenmek istemeyebiliyorlar.

aile içi iletişim oldukça önemli

AİLE İÇİ İLETİŞİM

Aslında püf nokta burada işte. Yani iletişimde!  Çatışmada ki en önemli halka belki de  budur.  Aileler ve gençler oturup bu konu üzerinde detaylı bir şekilde konuşmayı es geçtikleri için ilerde daha büyük sorunlara yol açıyor. Bu konu üzerinde iki tarafın da düşüncelerini güzel bir dille birbirlerine aktarmaları bu durumu hafifletecektir.

Eğer taraflar iletişimde sorun yaşıyorlar ise uzman birinden yardım almayı  talep etmeleri en uygun karar olacaktır.

ÇOCUKLARINIZA GÜVENİN

Çocuklarınıza güvenmek konusunda tedirginlik duyabiliyor olabilirsiniz. Çevrede ki zararlı insanlar, iş bulma sıkıntısı ve en ağır basanı ise sizlerin gözünde onlar kaç yaşında olursa olsun çocuk olarak kalmaları sizi engelleyebiliyor.  Bunun sizler için zor bir durum olduğunun farkındayım. Ama gerçekten onların iyiliğini düşünüyorsanız güvenmeyi tercih edin. Sert çıkmayı değil!

Y ve Z kuşağı gençleri , çocukları zaten sorgulayıcı, araştırmacı bir nesil. Ebeveynleri kadar tecrübeli ve deneyimli olmayabilirler. Ama küçük bir detay var. O da şu: “daha çok bilgiye anında ulaşabiliyorlar ve gerçekten araştırıyorlar”.

Çocuğunuzun bir fikri hayali varsa ve bunu sizinle paylaşıyorsa ona karşı çıkmayın. Destekleyin.  Zira siz onu ciddiye almazsanız ve hayalleriyle dalga geçerseniz bu çocuğunuzu daha da yıpratacak. Belki de mental olarak zor dönemler bile geçirebilir. Çünkü insanlara en çok zarar veren şey anne ve babası tarafından ciddiye alınmamak ve küçümsendiğini hissetmek.

Çocuğunuz küçük ya da büyük hiç fark etmez. Önemli olan ona kendisini değerli hissettirmeniz.

İYİLİKLERİ İÇİN SEVGİYİ BİRAZ KISIN

Ne saçmalıyorsun sen ya bir ton laf ettin sevgi saygı üzerine. Ne yani biz sevgiyi onlardan kısalım mı sert mi davranalım?

Hayır kastettiğim sevgiyi azaltın bu değil!  Sevgisiz hiçbir canlı yaşayamaz.  Tıpkı biz insanlar gibi. Çocuklarınıza gerektiği yerde gerektiği dozlarda sevgi verirseniz aranızdaki bağ daha da çok güçlenecektir.

Mesela çocuklarınızla konuşun. Hayatın gerçeklerinden tecrübelerinizden ya da iş hayatlarından bahsedin. Ama bunu yaparken sert bir tavır sergilemeyin. Anne baba olarak değil de bir arkadaş olarak konuşun.

Belli bir yaş aralığına geldiklerinde onların büyüdüğünü kabullenin. Ve biraz daha ciddi bir şekilde konuşun.

 Bazı çocuklar gerçekten çok el bebek gül bebek şekilde yetiştiriliyor. Ebeveynler eğer bu duruma dur demezler ise çocuk dış hayata açıldığında afallıyor. Ne yapacağını bilmiyor ve daha kötü sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Sevgiyi biraz kısın diye bahsettiğim aslında bu. Tamamen çocuklarınızın iyiliği için.

kuşak farklılığıyla birbirinizden bilgi transferi yapabilirsiniz

FARKLILIK GÜZEL BİR ŞEY ASLINDA

“Evet farklılıklar güzel ama farkedebilene”  şimdiye kadar üzerinde durduğumuz nokta kuşak farklılıklarıydı. Aslın da ne kadar da güzel bir şey. Farklı kuşaklarla bir arada yaşamak.

 Hep iki tarafın da birbirlerine karşı olumsuzluklarını dile getirdik. Oysa hiç güzel taraflarına bakmadık belki de bakmak istemedik.  Farklı kuşaklarla yaşamak insanlara değer katıyor. Bazen sevgiyi saygıyı bazen de teknolojiyi öğretiyor.  Biz insanlar bunları görmek yerine hep çatışmayı tercih ettik.

Kendi kendimize zarar verdik. Dinlemedik birbirimizi. Hatta şiddetli kavgalar edip canımızın bir parçası olanlara sırt çevirdik. Düşman kesildik. Ne gerek vardı ki şimdi bunlara iki taraf da birbirlerinin görüşlerine saygı duymayı öğrenebilseydi bu çatışma olmazdı belki de….

KUŞAK ÇATIŞMASINA ÇÖZÜM

Yukarıda bahsettiğimiz şeyleri kavrarsanız eğer siz zaten sonuca ulaşacaksınız.  Çözüm yollarını kendi kendinize bulmuş olacaksınız.J

Son olarak siz değerli ailelerden bir ricam olacak. Lütfen gençlerin hayallerini hafife almayın gerçekten onları dinleyin.

Kararlarına saygı duyun.  “Ebeveyn olarak onlar için endişeleniyoruz, hangi anne baba çocuğunun kötü olmasını ister ki?” sen nereden anlayacaksın diyorsunuz belki de içinizden. Haklısınız ama sadece sizden rica ediyorum –daha önce de dile getirdiğim gibi- çocuklarınızla anne baba olarak değil belli bir zamana kadar arkadaş olarak iletişim kurun ve daha sonra da sevgini sınırlandırma sanatını sergileyin.

Sevgilerle …

Cevap bırakın