Gelecek Korkusu/Kaygı


Gelecek kaygısı günümüzde 10 insandan 9’unun sorunu haline gelmektedir. Ve bir çok insan gelecek kaygısıyla nasıl baş etmeleri gerektiğini merak ediyor. Bizde bu yazımızda merak edilenleri sizler için derledik.

Gelecek kaygısıyla baş etme yöntemleri

Gelecek Korkusu/Kaygısıyla Baş Etme Yöntemleri ile bu kaygınızla baş edebilir hatta onun sizi etkilemesini minimum dereceye indirebilirsiniz. (“siz bu kaygınızı/korkunuzu fark edip, kabullenmeniz ve bunun için çözüm önerileri aramanız şu an bu yazıyı okumanız bile sizin bu kaygıyla gerçekten mücadele etmek istediğinizi gösterir”)

Şimdi gelelim nedir bu gelecek kaygısı?
-Çoğunlukla ekonomik olarak hissedilen kaygı olsa da, ruhsal olarak hissedildiği de görülmektedir.
Ruhsal olarak bir annenin ya da babanın çocuğunun geleceğini düşünmesi, ekonomik olarak ise üniversite/lise öğrencisi gibi genç yaştaki insanların iş bulamamaktan korkması gibi örnekleri gösterebiliriz.

Anne-babanın çocuklarının geleceğinden kaygı duymaları onlara olan sevgilerinden, kan bağlarından ileri gelmektedir. Bu kaygıyı uzman kişilerle ya da bu tür kitaplar okuyarak atlatabilirler.

Neden sürekli geleceği düşünürüz?
Çünkü:

• Şu olursa mutlu olacağım, memur olursam (avukat, öğretmen, doktor vs.) daha rahat bir yaşantım olur olamazsam vay halime,

Çevresel faktörler,
Yanlış algılara (gelenekçi yapı) sahip insanlar tarafından empoze edilen düşünceler (ooo doktor ol doktor hayatını yaşa),

• Geçmiş de yaşanan sorunları / zorlukları sürekli düşünerek tazelemek ve anı yaşayamamak,

• Gelecek de şuan da olduğumuz durumdan daha kötü bir yerde olma korkusu,

• Sürekli geleceği düşünerek şuan ki durumu da etkilemek. Eğer düşünmez ve sürekli kontrol altın da tutmazsak daha kötü sonuçların olacağını kurgulayarak insanın kendini kötü etkilemesi

• Sahip olduklarını kaybetme korkusu : insanlar maddi ve manevi olarak elindekileri kaybetmekten korkarlar. Çünkü bunları kaybederlerse eğer yeni sorumluluklar getiren şeyler girmeye başlıyor hayatlarına.

Yeni sorumluluklar da yeni işler, yeni işler; farklı çalışma planları, farklı çalışmalar; daha fazla efor sarf etmek ; konforumuzdan ödün vermek, konforumuzdan ödün vermek ; yeni başlangıçlar. Yeni başlangıçlar ise; tam anlamıyla mücadele vermek.

Gelecek kaygısının temelin de yatan sorun da bu aslında “İnsanların YENİLİKTEN, DEĞİŞMEKTEN KORKMASI”. Gelecek Korkusu/Kaygısıyla Baş Etme Yöntemleri ile değişebiliriz.
Çünkü değişirse yapması gereken işler de değişecek.
Çünkü değişirse çevredeki insanların onu yadırgayacağını biliyor olması ve bu da insanın kendini olumsuz etkileyeceğini düşünmesi.

Gelecek Korkusu/Kaygısıyla Baş Etme Yöntemleri ile değişmek.

Bu tür düşüncelerden neden bu kadar çok etkileniriz?
Bu düşüncenin altında yatan en büyük sebep ise yaşadığımız çevreler, yetiştirilme tarzımız.

Sürekli insanların bizim hakkımızda ne düşündüklerini önemsemek. Bu tür düşüncelerle yetiştirilen bireyler ise değişmekten korkarlar. Bu da beynimizin oluşturduğu sanal kaygıdır.

Aslında bu örneklerin hepsine bakarsak bu sanal kaygıların oluşmasında kendimizi çevredeki insanların söylediklerine(akraba, komşu, arkadaş vb.) endeksleyerek hayatımızı yaşamamızın neden olmasıdır. Bu da bizim sıradan, monoton, sorgulanmamış bir hayatı yaşamaya başlamamıza sebep olur. ( gelenekçi düşünce sistemine göre )
Bu tür yaşam da günümüzün getirmiş olduğu yenilikleri kaçırmamız anlamına gelir.

Çağa ayak uyduramamaya başlarız
Çağın getirmiş olduğu gereksinimlerle bizim düşüncelerimiz çelişmeye başladığında ise biz de gelecek kaygısı daha ön plana çıkmaya başlayacaktır.

Nasıl mı?
Şöyle ki: günümüzde neredeyse birçok şey online yöntemlerle halledilebiliyor.  
Mesela acıkıyorsunuz yemek siparişi veriyorsunuz yarım saat içinde kapınızda ya da faturalarınızı bir tıkla ödeyebiliyorsunuz. İnternet üzerinden; kıyafet, araba, ev satın alabiliyorsunuz.
Yani demek istediğim şey günümüz teknolojisi sürekli gelişmekte ve çağa hizmet etmekte.

Teknoloji bu derece gelişirken biz sürekli geçmişin ağlarına takılıp internetsiz bir yaşamın daha güzel olduğunu savunursak, internetin/teknolojinin zararlarından bahsedersek ya da geçmiş de yaşadıklarımızı (her neyse) sürekli göz önüne getirirsek ve bizim zamanımızda bu yoktu şanssızız gibi düşüncelerle beynimizi sürekli kurcalarsak zihnimizi daha da etkilemiş olacağız.

Ve bu çağa ayak uydurmakta zorlandığımız için gelecek kaygısı bizi daha da tedirgin etmeye başlayacak. Bir kanser hücresi gibi yayılacak. Bu yüzden çağa ayak uydurmak oldukça önemli.

Eğer sen de böyle düşünüyorsan ve daha fazla endişelenmeye başladıysan SAKİN OL. Hiçbir şey için henüz geç değil.Bizim sitemizde bunu anlatıyor.(bkz: online kazanç yöntemleri)

Peki bunun için ne yapmalıyız?
Lise çağındaki bir öğrenci için gelecek kaygısı, hayaller vs hayatlar gibi zihnini kurcalayan bir düşünce oluşmaya başlamasıyla birlikte buna ek olarak “Neden sürekli geleceği düşünürüz ” adlı yazımızda da bahsettiğimiz gibi etrafımızda gelenekçi düşünce yapısına sahip birçok insanın fikirlerinin ( tıp oku, mühendis – hakim – diş hekimi ol ve dahası gibi ) bizi etkilemesi aşikar bir durum.

Bu durum karşısında bizim yapmamız gereken şeyleri ise şöyle sıralayabiliriz:
Bu tür düşüncelere sahip insanların varlığını kabul etmek,
Hayatımızın her alanında onlarla karşılaşabileceğimiz gerçeğini unutmamak, Sürekli bize gelenekçi yapıdan bahsedeceklerini bilmek,
Yapacağımız işlerde eleştirilere maruz kalacağımızın bilincin de hareket etmek , Ve son olarak bu durumlar karşısında kendimizi minimum derecede etkilemeyi öğrenmek.

Eğer bu yöntemleri es geçmeden uygularsak hayatımızı daha rahat bir şekilde kontrol edebiliriz.
Ve bunun sonucunda ise değişmekten korkmamaya başlarız. Buraya kadar her şey tamam.
Gelelim şimdi düşünme mekanizmamızda ki bazı yanlışların farkına varıp onları düzeltmeye ;

Kendimizi ne olursa olsun sevelim, ilk önce kendimize saygı duymayı öğrenelim.( lütfen bunu göz ardı etmeyin. Bu çok önemli. gerçekten her şey aslında kendinizi sevmekle, kendinize saygı duymakla başlıyor.Kendinize saygı duymak şudur: başkalarının ki bu ailenizde olabilir kendi fikirlerinize saygı duymasını istemek, Kendi kararlarınızı kendiniz alabileceğinizi onlara kabul ettirmek; fikirlerinizin herkese karşı gelebileceğini vb… Yani demek istediğim şu; kendinizi artık bireyselleştirin. )

Kendinizle barışık olun; yaşınız, cinsiyetiniz, dış görünüşünüz, düşünceleriniz ne olursa olsun!!! Kendinizle barışık olun diyorum , toplumun size dayattığı ölçütlerle değil. Çünkü kendinizle barışık olmazsanız kendinize olan özgüveninizi, saygınızı kaybedeceksiniz.

Toplumun belirlediği cinsiyet sizin sınırlarınız olmamalı. Çünkü siz bir birey ve insan olarak zaten çok güçlü ve bir o kadar da değerlisiniz.
Cinsiyetiniz yapacaklarınızın / hayallerinizin önünde bir engel değil. Sizin sınırları aşmak için içinizde yatan bir cevher zaten var . Bizim amacımız o cevhere dokunmak ve sizin bu cevheri keşfetmenize yardımcı olmak. Daha sonrasında siz zaten onu uyandıracaksınız.

Bir şeyler yapmak için sınırlarınızın onayını almayın onları aşın. “Çünkü hayaller sınırlara sığmaz”.

➢ Gelecekte yapacağımız/ yapmak istediğimiz işe illaki okul ile ulaşabileceğimizi aklımızdan bir çıkartmamız, daha ziyade okulu bu sıralamada en üst sıraya koymamamız gerektiğini kabul etmemiz. (okul gereksiz bir yer demiyorum asla. Tabi ki de önemli vurgulamak istediğim nokta, yapacağımız işe farklı yollardan da ulaşabileceğiniz. )

Geçmişiniz de ne olduğu, neler yaşadığınızın sizi sürekli etkilemesine izin vermeyin.
Bakın adı üstünde “GEÇMİŞ yaşandı ve bitti. Bizim yapmamız gereken tek şey ondan ders çıkarıp unutmak ve yolumuza bakmak, bizi ele geçirmesine müsaade etmek değil .

➢ Hata yapmaktan korkmayın. Gelecek Korkusu/Kaygısıyla Baş Etme Yöntemleri zaten bize bunu öğretiyor.

“Hiç hata yapmamış bir insan yeni bir şey denememiş demektir” Albert EİNSTEİN
Tamam bunlar değiştirmemiz gereken önemli şeyler. Ama biz bunu bir an da nasıl değiştireceğiz ?

  1. Bunların farkına varın
  2. Gerçekten değişmek istediğinize inanın
  3. Kendinize inandığınız zaman harekete geçin
  4. Kendinizi bir an da değişmeye odaklamayın.
    Çünkü bunlar bir an da değişmeyecek, her yeni başlangıç gibi bu da
    zaman alacak. Eğer siz bir an da olsun diye inanırsanız ve bir an da olmayacağı takdir de hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Bu durumda sizin güveninizi kıracak.

5. Ve kendinize güvenin!
GELECEKTEN KORKUN
Şu an “Nasıl ya buraya kadar bize boşuna mı nutuk çektin, gelecekten korkmamamızı onunla savaşmamızı söyledin dalga mı geçiyorsun” dediğinizi duyar gibiyim. Ama lütfen önyargılı olmayın ve okumaya devam edin…

Birçok insan size: “Türkiye’nin gerçekleri var” diyecek.Bir düşünün derim o insanlar bunu diyerek hayatlarında milyoner olabilmişler mi? yada insanlığa hizmet etmişler mi? bizler bu konuda diğer insanlardan ayrılırız.Biz gerçekten insanlığa hizmet ederek multimilyoner olabiliriz.

Kendimizi ve özgürlüğümüz

Evet gelecekten korkmalıyız. Çünkü; Korku insanı hayatta tutar ve teknoloji gün geçtikçe ivmelenerek hızlanıyor. Ve maalesef ki birçok insan bunun farkın da değil. Daha önce de söylediğim gibi “Teknolojiyi kabullenin ve
çağa ayak uydurmaya başlayın”. Ve şimdi bunları kabullendikten sonra harekete geç ve geleceğini tasarlamaya başla!!!

Cevap bırakın